"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Genel

YGS’deki Mod Medyan olayına farklı bakış

Geçtiğimiz YGS sınavı 27 Mart 2011 de yapıldı. Çeşitli söylentiler ve şifreler konusunda herkes az çok bilgi sahibi olmuştur. Ancak bu kopya iddalarının belli bir kişi yada zümreye yöneltilmesi yerine kim ve ne amaçla yapıldığının bulunması bence daha önemli. Çünkü birileri hükümeti yıpratmak adına da kopya sızdırıp faturayı hükümete atmak için çabalamış olabilir.  Yeni Akit gazetesinin bi haberine göre de bi komplo kurulmuş olabilir. Ama gerçektende birileri sızdırmış olabilir. Cihat ŞENER hocamızın da bi röportajda çok fazla söylentiler var yorumunu yapması da baya düşündürücü geliyor insana. Ancak;

Artık Twitter

Twitter da da beni izleyebilirsiniz. Her ne kadar da çok yazamasamda fırsat buldukça paylaşımlarda bulunmayı düşünüyorum. twitterda “hakanatc” yim.

Elde var aşk …

Yüreğini siper et. Güvenlik içerisinde olursun. “Yoruldum” deme sakın.

Göğsüne yüreğinden başka muska takanlar yorulurlar.

Göğüs kafesin acıdan bir mengene gibi yüreğini sıktığında, aşk var mı, ona bak.

Varsa eğer, aldırma, dağlar gibi gelsin. Çünkü aşk, acıyı hayata dönüştüren bir iksirdir.

MODERN EĞİTİMİN YANLIŞLARI VE YENİ BİR MODELİN ESASLARI

I – Modern eğitimin esasa dair yanlışları

1-     Modern eğitim, değer değil fiyat esasına dayalıdır. Vücudu değil mevcudu öncelemektedir. Eşyanın mahiyetini atlayarak hüviyetine yoğunlaşmış, orada da durmayıp işlevinde karar kılmıştır. Dolayısıyla eşyanın hakikatini bilmeye ilişkin bir derdi yoktur.  Eşyanın kullanımına göz dikmiştir. Oysaki yer, gök, toprak, su vd. “mevcud”u temsil ederler. Bunlar arasındaki ortak nokta “vücud”dur. Modern eğitim meyveyi nasıl taşlayacağımızı öğretiyor, ağacın bütün içindeki anlamını merak bile etmiyor. Modern akıl mevcuda kilitlenip vücudu göremiyor. Oysa ki formda ayrı ayrı, alakasız görünenler vücutta bir olur. Varlık, yaratanına şahittir. Bu şahitlik eşyanın mevcudu ve hüviyeti üzerinden değil, eşyanın vücudu ve mahiyeti üzerinden kavranabilir.

Müminin ferasetinden niçin korkulur?

Feraset, mü’minlere Allah’ın bir lutfudur. Ama nasıl mü’minlere? Hakk’ın yoluna gönül koymuş, haramlara gönlünü kapamış, hayatına ve hizmetine Hak rızasını koymuş gönül erlerine. Onları aldatmak pek zordur.

Düşünce ve tasavvurda zenginlik, muhakemede tutarlılık, varlığın perde arkasına muttali olma ve basiretli davranma diyebileceğimiz feraset; insanın, kalbini kin, nefret, iğbirar, nifak ve ucub gibi manevî hastalıklardan temizleyip, imân, marifet, muhabbet ve aşk u şevkle bezemesi sayesinde Allah’ın, onun içine attığı öyle bir nurdur ki, ona mazhar olan fert, ferdîleşir, duyuş ve sezişleriyle derinleşir; hatta başkalarının gönüllerindeki sırlara aşina olup, simaların arkasındaki gerçekleri görebilir.. ve tabiî, eşyanın perde arkasına uyanabildiği ölçüde, Hazret-i Allâmü’l-Guyûb’un parlak bir aynası haline gelebilir… Bu mânâdaki ferasete işaret sadedinde, gayb ve şehadetin fasih lisanı Rûh-i Seyyidi’l-Enâm, “Mü’minin feraseti karşısında titreyin; zira o bakarken Allah’ın nuruyla bakar.” (Tirmizî, Tefsirü’l-Kur’an 15) buyurur.