İHH Ramazan’da sevindirdi Bu aralar malumunuz Pakistan’daki sel felaketi için yardımlar toplanmakta ve tüm yardım kurumlarınca bir SMS numarası verilerek anında cep telefonundan yardım yapabilme…
Kategori: İslam
Her peygamberin miracı var. Her peygamber, hayatlarının “bittim” noktasında miraçla teselli edilmiştir. Peygamberlerin “bittim” niyazı “abduhu: O’nun kulu” gerçeğinin, Allah’ın “yettim” mesajı “rasuluhu: O’nun elçisi” gerçeğinin ifadesidir. Aslında miraç, peygamber gayretine sunulmuş ilahi bir teselli armağanı, manevi bir hediyedir.
Gazzeye yardım götüren gemide bulunan Karamanlı (hatta Kılbasanlı) yolculardan biri olan Mustafa SEKMEN yurda döndü. Kendisine selam ve Saygılarımı gönderiyorum. Röportaj vidyosu için tıklayınız>>>
Yüreğini siper et. Güvenlik içerisinde olursun. “Yoruldum” deme sakın.
Göğsüne yüreğinden başka muska takanlar yorulurlar.
Göğüs kafesin acıdan bir mengene gibi yüreğini sıktığında, aşk var mı, ona bak.
Varsa eğer, aldırma, dağlar gibi gelsin. Çünkü aşk, acıyı hayata dönüştüren bir iksirdir.
I – Modern eğitimin esasa dair yanlışları
1- Modern eğitim, değer değil fiyat esasına dayalıdır. Vücudu değil mevcudu öncelemektedir. Eşyanın mahiyetini atlayarak hüviyetine yoğunlaşmış, orada da durmayıp işlevinde karar kılmıştır. Dolayısıyla eşyanın hakikatini bilmeye ilişkin bir derdi yoktur. Eşyanın kullanımına göz dikmiştir. Oysaki yer, gök, toprak, su vd. “mevcud”u temsil ederler. Bunlar arasındaki ortak nokta “vücud”dur. Modern eğitim meyveyi nasıl taşlayacağımızı öğretiyor, ağacın bütün içindeki anlamını merak bile etmiyor. Modern akıl mevcuda kilitlenip vücudu göremiyor. Oysa ki formda ayrı ayrı, alakasız görünenler vücutta bir olur. Varlık, yaratanına şahittir. Bu şahitlik eşyanın mevcudu ve hüviyeti üzerinden değil, eşyanın vücudu ve mahiyeti üzerinden kavranabilir.
Yar adıyla başlayayım sözüme Gülsüz bağda bülbül ötmez kurbanım Sözü önce söyleyeyim özüme Yoksa kalpten kalbe gitmez kurbanım Sen senin olmazsan tüm dertler biter Varını…

Kur’an’da Ramazan ayından söz eden Bakara suresinin 185. ayeti, biri diğerinin sebebi olan iç içe geçmiş unsurlardan oluşur. Buna göre:
1. Ramazan’ın sebebi Kur’an’dır.
2. Kur’an’ın sebebi hidayet, yani rehberliktir; hem de bütün bir insanlığa.
3. Hidayetin sebebi “beyyinât” ve “furkân”dır. Hidayet ancak bunlarla gerçekleşir.
Allah insanı adam yerine koyuyor da kullara ne oluyor? Fatih daha yirmi bir yaşında bir delikanlı iken, çağ açıp çağ kapatmayı, İstanbul’u fethetmeyi, gemileri karadan…
Hepimiz için farklı anlamlar ifade eden Ramazan-ı Şerif ayına birkez daha kavuşmak nasip oldu. Öyle ki Allah-ü Tealanın bizlere bizler için ikram ettiği Oruç nimeti…
Feraset, mü’minlere Allah’ın bir lutfudur. Ama nasıl mü’minlere? Hakk’ın yoluna gönül koymuş, haramlara gönlünü kapamış, hayatına ve hizmetine Hak rızasını koymuş gönül erlerine. Onları aldatmak pek zordur.
Düşünce ve tasavvurda zenginlik, muhakemede tutarlılık, varlığın perde arkasına muttali olma ve basiretli davranma diyebileceğimiz feraset; insanın, kalbini kin, nefret, iğbirar, nifak ve ucub gibi manevî hastalıklardan temizleyip, imân, marifet, muhabbet ve aşk u şevkle bezemesi sayesinde Allah’ın, onun içine attığı öyle bir nurdur ki, ona mazhar olan fert, ferdîleşir, duyuş ve sezişleriyle derinleşir; hatta başkalarının gönüllerindeki sırlara aşina olup, simaların arkasındaki gerçekleri görebilir.. ve tabiî, eşyanın perde arkasına uyanabildiği ölçüde, Hazret-i Allâmü’l-Guyûb’un parlak bir aynası haline gelebilir… Bu mânâdaki ferasete işaret sadedinde, gayb ve şehadetin fasih lisanı Rûh-i Seyyidi’l-Enâm, “Mü’minin feraseti karşısında titreyin; zira o bakarken Allah’ın nuruyla bakar.” (Tirmizî, Tefsirü’l-Kur’an 15) buyurur.